29 Mayıs 2011 Pazar

Castaway on the Moon - Kim'in Adası





 Bu hafta izlediğim bütün filmler güzel çıktı. Onların içinden sıyrılan bir komedi filmini Castaway on the Moon'u anlatmamak, önermemek olmaz.Jae-yeong Jeon'u yine bir komedi filmi olan Welcome to Dongmakgol filmi ile tanımıştım. Orda da muhteşem bir iş çıkarmıştı. Komedi filmlerinde oldukça başarılı. Favorim aktörlerimden bir tanesidir. Kim'in Adası filminin İMBD puanı 7.8.Benim puanım ise 9. Film Kore'de 728,273 izleyici sayısa ulaşmış.



  Kim adlı bir adam hayatın sıkıntılarına daha fazla dayanamaz ve Seul'de köprüden han nehrine atlayarak intihar etmek ister. Uyandığında kendini nehrin içindeki bam adası'nda bulur. Önceleri adadan kurtulmak için birçok yolu deneyen Kim, bir müddet sonra nehrin yanından geçen gemilerin kendisini görmemesi için saklanır. Peki Kim'in kararını değiştiren şey nedir, bunu neden yapmaktadır? 

  Kim adada yaşam mücadelesi verirken nehrin karşısındaki binaların birinde odasından dışarı hiç çıkmayan bir genç kız onu dürbünüyle takibe alır ve aralarında ilginç bir iletişim başlar.

 Odamdan hiçbir şey
için çıkmama gerek yok.
Birkaç tıklamayla her şeye
kolayca sahip olabiliyorum.
Gerçek olup olmaması önemli değil.
Bunu belirleyen gelen cevaplar.
İnternette istediğim kişi olabilirim.

  Aralarında ki iletişim gitgide kuvvetleşir ve yıllardır içine kapanan genç kızın odasından dışarı çıkmasına sebep olur.Peki ona bunu yaptıran, onu Kim'in adasına iten gücün, duygunun nedir?

Onu iki aydır izliyorum.
Burası benim mini uzaylı web sayfam.
Bu sayfa, sadece benim penceremde açık.
Bu uzaylı, çok utangaç.
Pisliği seviyor.
Maceracı.
Tam bir kaçık.
Ve börülceli erişteye karşı özel bir ilgisi var.
Bu yalnız uzaylının dünyasına...
ben de davet edilir miyim acaba?

  Küçük şeylerden nasıl mutlu olunur, hayatın anlamı, umut nedir gibi şeyleri öğretiyor insana. İzlediğim bir filmi tekrar izlemem ama bu filmi kesinlikle birdaha izleyeceğim. Filmin ilk bölümünde çok güldüm. Uzun zamandır bu kadar güldüğüm bir film hatırlamıyorum. Öyle ki kahkalarımdan rahatsız olan annem yanıma gelip ne izliyorsun diye sordu. Kaçırmayın diyorum ^^

"Kimse olmadığı zaman yalnızlık da hissedilmez."

Dipnot: A-sosyal kızı canlandıran Ryeo-won Jeong' hayran kaldım. İnanılmaz bir oyunculuk oldukça da tatlı. Hemen takibe alıp Two Faces of My Girlfriend filmini izledim zaten. ShinMinAh'a bir rakip geldi :P

23 Mayıs 2011 Pazartesi

Hello Ghost - Merhaba Hayalet


 Aslında bloga başlarken film-dizi-müzik tanıtımları yapmak aklımda yoktu ama blogun yönünü daha fazla Uzakdoğuya çevirmenin vaktinin geldiğini düşünüyorum. Bu yüzden izlediğim film ve dizileri de bundan sonra paylaşacağım.Biraz yüzeysel anlatmaya çalışacağım fazla ayrıntıya girmeden.İzlemeyen arkadaşların merakı kaçmasın. ^^




  Bugün izlediğim 'Hello Ghost' filmini sıcağı sıcağına yorumlayayım.My Sassy Girl 'den tanıdığımız Tae-hyun Cha'ı tanımayanınız yoktur.Yine muhteşem bir iş çıkarmış.Bu rolü ondan başka biri oynayamazdı sanırım.Bunun yanında diğer oyuncularda işlerini iyi yapmışlar.Filmin İMBD puanı 7.1 fakat kesinlikle daha iyisini hak ediyor.Ben filme 10 üzerinden rahatlıkla 9 verebilirim.Film Kore'de 3,042,021 izleyici sayısa ulaşmış.


Çocukken beni arayıp soran kimse yoktu.
Adımı bilmeyen pek çok kişi var ama...
benim adımı hatırlayıp da..
beni çağıran kimse yoktu.
Yetiştirme yurdunda büyümüş bir çocuk olarak..
bu şekilde, yalnız başına çok uzun zamandır..
elimden geldiği kadar iyi yaşamaya çalıştım.
Yine de hiç kimsenin hatırlamadığı dünyadan bıkmıştım.

 Film bu sözlerle başlıyor.Çocukken ailesini bir trafik kazasında kaybeden Sang Mang yalnız başına büyümüş biridir.Ve ölümü bir kaçış olarak düşündüğünden intihar teşebüslerinde bulunur fakat başaramaz.Bu süre içinde etrafta hayaletler görmeye başlar.Bu hayaletler Sang Mang'ın bedenine girerek konuşurlar ve Sang Mang zor durumlarda kalır.

 Soluğu Şaman'ın yanında alan Sang Mang hayaletlerden ancak onların dilediği şeyleri yaparsa ve onları bu dünyadan gitmeye ikna ederse kurtulabileceğini öğrenir.Bunun üzerine 4 hayaletin isteklerini teker teker yapmaya çalışır.Çeşitli badireler atlatır ama 4 hayaletinde isteğini sonunda yerine getirir,
 ve şöyle der;

Bütün dileklerinizi yerine getirdim gitmiyor musunuz?
Ufaklık...
Sinemayı da izledin, gitmiyor musun?
Hey, sapık...
Ben sana kamerayı getirmek için nezarete bile
düştüm gitmiyor musun?
Hey, tiryaki...
kimsesi olmayan ben karakola bile düştüm bu
yeterli değil mi? Gitmeyecek misin?
Ağlayan Teyze...
yemek çok güzeldi, bulaşıkları ben yıkarım.
Bütün dileklerinizi yerine getirdiğime göre...bana da ihtiyacınız yok.
Artık yeter...gidin lütfen...


  Buraya kadar komedi olarak gelen film bundan sonra inanılmaz bir drama dönüşüyor. Film başlarda gülmekten ağlatıyor sonlara ise sadece ağlatıyor.Kore sineması bunu sıkça kullanır. En iyi örneklerinden biride bu filmdir.Hah tamda moralim yerinde geldi diyecekken ağlamaklı bir ifade ile buldum kendimi.

 Filmin Finali tahminimin çok çok üstünde ve oldukça etkileyiciydi..Bittikten sonra bir süre ekrana öylece bakakaldım.İzlemediyseniz kaçırmayın diyorum.




İnsanların en çok ne zaman öldüklerini biliyor musun?
Sollal, Chuseok festivalleri, yeni yıl böyle günlerde...
yalnız oldukları için.
İnsanlar yalnız oldukları halde zorlansalar da yaşıyorlar ama..
ama böyle günlere gelip de...
herkesin çok mutlu olduğunu görünce...
o zaman düşünüyorlar ki,
''Yalnızca ben böyle günlerde yalnızım galiba.''





21 Mayıs 2011 Cumartesi

Osaman ile Uzakların Ritmi 'After School'


 Son günlerde dinlediğim, dinlemekten büyük zevk aldığım şarkıları, şarkıcıları sizlerle paylaşmak istiyorum. Ee Uzakdoğu'nun sadece sineması ile değil her öğesiyle ilgilenen ,benimseyen insanlarız sonuçta. K-Pop dünyanın  iddialı pop sektörlerinden biri. Kendine ayrı bir dünya oluşturmuş bir sektör. Diğer Asya ülkelerinden çok öndeler pop konusunda ama Rock konusunda ise Japonların önde olduğunu söyleyebilirim. Neyse konu dağılmadan tanıtıma başlayayım ^^ 

 After School'u çoğunuz bilir. K-Pop'un önde gelen kız gruplarından.9 kişiden oluşuyor. Kızları da şirin mi şirin. Şu ana kadar 5 single albüm çıkartmışlar. Her albümde mutlaka bir hit şarkı bulunmakta. Ah, Because of You,Bang!, Someone is you, Virgin bunlardan bazıları.Kliplerinde ki bacak şovları dikkat çekiyor. Bu Korede erkek hayranlar kazanmanın en basit kuralı olsa gerek. K-Pop'da diğer bayan şarkıcılarda bu yola sıkça başvuruyor. Tabii biz bunlarla ilgilenmiyoruz :P


 Özellikle 'Ah' klibini izlerken şu çocuğun yerinde olmak vardı şimdi 'Ah ulan ah' şeklinde içerlerken buluyorum kendimi. 30sn dikkat diyorum başka da bir şey demiyorum. Ah benide etkisi altına almaya başlamış sanırım, bu kurnazlıkları işe yarıyormuş. Ama şarkı harika insan yerinde duramıyor izlerken ve dinlerken.^^


 After School bu kadar iyi pop şarkıları çıkartırken slow tarzında ki şarkılarıyla da dikkat çekiyor ve diğer gruplarla olan farkını ortaya koyuyor.  Because Of You bu anlamda en beğenilen şarkılarından bir tanesi.

 Happy Pledis albümünün 'Someone is you' parçası grubun sadece deyim yerindeyse kopmalık şarkılar yapmadığının göstergesi niteliğinde.

 Son albümünde ise bu tür parçalara rastlamak yine mümkün.


 Bütün albümlerini indirmenizi tavsiye ederim.Link konusunda sıkıntı çeken be-pu'lar osaman61@gmail adresinden bana mail atabilirler.

Elimden geldiğince sizlere Uzakların ritmini getirmeye çalışacağım. Yeni sanatçılarla görüşmek üzere ^^

Justin biber hayranı oppacı Koreciler.


Son günlerde dikkatimi çeken ve beni fazlasıyla rahatsız eden bir durum hakkında bir şeyler söylemek istiyorum. Uzak doğu kültürü ile ilgileniyoruz. İnsanlarını, kültürlerini, dillerini ve sinemalarını araştırıyoruz takip ediyoruz. Bazılarımız bunu abartmadan yerinde bilinçli bir şekilde yapıyor, bazılarının ise ne ile ilgilendiklerini,  ne yapmaya çalıştıklarını anlayamıyorum özellikle 'Justinci ergen Kore hayranları' olarak adlandırdığım kitleyi.




Çok ilginç bir hal almaya başladı ve bundan inanılmaz derecede rahatsızım. Bu kitle Facebook'da inanılmaz derecede etkili. Soyadına Koreli ünlü ismi getirenler, her gün yüzlercesi açılan saçma sapan sayfalar, gruplar, etkinlikler, avatarlarda ki kaslı yakışıklı Koreli erkekler, Bu 'oppalar' üzerinden yapılan anlamsız saplantılı muhabbetler. Böyle uzar gider.  Kore'yi överken kendi insanını, değerlerini afedersiniz itin kıçına sokan zihniyetler var ki onların ağzına kürekle vurup, kafalarını sürtmek lazım duvara.




Ben bu kitleye Kore hayranı demek istemiyorum. Onların hayran oldukları ve ilgilendikleri tek şey Koreli erkekler. Film izlemeden önce cast'ta yakışıklı gördükleri biri yoksa filmi izlemezler. Sesi çok güzel olsada, şarkıcı- grup üyeleri yakışıklı değilse dinlemezler. Yani 'oppa merkezci' düzen onların ki. Burada eleştirdiğim konu 'oppacı' zihniyettir. Kesinlikle çok küçük yaşta olup, çok bilinçli olan fanlar var. Bir de yaşını başını almış olupta bu işlerin alasını yapanlar var ki onlar ayrı bir konu. Ha bir de ben bunları dile getirdiğimde 'Ee efendim kıskanıyorsun ondan diyorsun' diyenler var, el insaf derim.

Bu durum Uzak Doğu kültürünü tanımayan insanları da uzaklaşırıyor. İtici bir hal almaya başlıyor. Artık Kore hayranıyım diyince bile 'ergen etiketi' yiyebilirsiniz. Bu kitle beni de ciddi şekilde Kore'den soğutmaya başladı. Hani diyorum bazen eskisi gibi mi olsaydı her şey. Azdık falan ama iyiydik be.

2 Mayıs 2011 Pazartesi

İkigami ve michishirube!



 Son zamanlarda izlediğim en iyi dramlardan  birt anesi oldu. Bir Felsefe öğrencisi olarak farklı bir göz açısıyla görmeye çalıştım filmi, sürekli filmin içinde dalıp biryerlere gittim ve geri sarmak zorunda kaldığım anlar oldu. Senaryosu muhteşemdi.

   Ulusal refah adı altında insan öldürmek ne kadar doğrudur? İnsan son bir günü kaldığını öğrense geri kalan zamanını nasıl geçirir? Sürekli bunları düşündüm. Japon sineması ütopik filmleri çok iyi tasarlıyor , senaryo konusunda Güney Kore sinemasına göre öndeler bana kalırsa. Velhasıl kelam sözü fazla uzatmadan izlemeniz gereken bir film diyorum.

 Michishirube'i unutmak olmaz. Michishirube filmde sokak şarkıcılığından sahnelere yükselen Tanebe Tsubasa'nın son şarkısının adı. Şarkı beni inanılmaz etkiledi The classic'ten sonra hiçbir filmin yapamadığını yaptı .. gözlerden süzülen göz yaşları..

 O şarkının sahibi olan  PhilHarmoUniQue adlı japon şarkıcısını araştırmaya koyuldum. Sesi tam aradığım türden bir ses. Bulabildiğim albümlerini indirdim ve inanılmaz hoşuma gitti. Dinlemek isteyen arkadaşlar için paylaşacağım.




PhilHarmoUniQue -  michishirube

PhilHarmoUniQue - Yasashi Hibiki~Kagayakeru Basho

PhilHarmoUniQue -  HarmoNium